Будь Собой, Кем бы Ты Не Был!


Bayram Güçlü 24 Aralık 2013 16:40

Anlaşılmak Üzerine

Öyle zamanlar vardır ki kendini kelimelerle ifade etmekte güçlü çekersin. Öyle zamanlar da vardır ki insanlar sana bir mevzu hakkında soru sorarlar ve senin kendine o sorunun cevabını verebilmek için aylarca uğraştığını bilmezler ve hatta üzerine senden bu soruyu cevaplamanı isterler ve sen onların seni anlayamayacağını bildiğin halde cevaplama gereksinimi duyarsın ve başlarsın konuşmaya öyle çok konuşursun ki konuştukça hala anlamadıklarını bildiğin halde onlara anlatabilmeye çabalarsın ama nafile çünkü o kadar kolay değil. Bilmezler ki sorunun cevabını böyle üç beş kelime ile verebilmek güçtür ve o soru yarım kalır öylece. Öyle bir zaman gelir ki geçmişi irdeleyerek söylerler ki Bayram sen ne çok konuşuyorsun böyle? Kırılırsın ama belli etmezsin ortama ayak uydurmaya sahte gülümsemelere devam edersin oysa içindeki kıpırtılar seni vicdanen yer bitirir de anlayamazlar. Ve dersin ki susmnın erdemlik olarak öğretildiği fakat aksine ben konuşmanın erdemlik olduğunu düşündüğüm halde susayım bari. Susmaya başlarsın artık ve üzerinden bir süre geçer ve yine böyle kişisele girilir bir gün ve duyarsın ki arkadaşlarından.

“Bayram filan kişi diyordu ki Bayram ne kadar sessiz konuşuyor ve çok az konuşuyor. Ama ona ben de dedim ki Bayram mı? Yok sana öyle gelmiştir.” Sahte bir gülümseme atarsın arkadaşına ve yine hayat devam ediyordur. Ama senin aklında her zaman yüzlerce soru geziniyordur artık sorarsın ki kendine doğru mu yapıyorum yanlış mı? Kendin doğru veya yanlış olduğuna kanaat getirdikten sonra insanları umursamadan kendi doğrularınla hareket etmeye devam edersin. Bu da başka her şey gibi bir süreçten ibarettir. Ve bu süreç ne zaman biter yerine yeni bir süreç başlar bilinmez. Öyle zamanlar olur geceleri uyku girmez gözlerine bu süreçte geceleri seni uyutmayan soruları cevaplamakla meşgulsündür iç aleminde kalkarsın yataktan bu böyle olmayacak diyerek en iyisi kitaplardan, belgelerden vs. nerede cevabını bulabileceğini düşünüyorsan başlarsın araştırmaya belki bulursun belki bulamazsın ve saatler su gibi akar gider bir bakmışsın sabah olmuş ve hala uykun olmadığı halde aklına üniversite gelince ayakların geri geri gitmeye başlar(uyumak istersin) bir olur iki olur sonra bu böyle olmayacak gideyim bari dersin gidersin üniversiteye yine her zaman olduğu gibi pişman olursun gittiğine çünkü üniversitede o güzelim vakitlerinin heder olduğunu düşünür durursun dersin şimdi evde olsam şunu şunu öğrenirdim falan böylece saatler geçmek bilmez. Arada bir içini açarsın birilerine dinlendiğini hissettiğin zamanlar ve o seni bir lahza olsun mutlu eder ama o lahzadan sonra her şey yine rutin halini almıştır. Ya böyle değildi niye yine böyle oldu dersin yine cevaplayamazsın kendine çok zorlanırsın hayatta özellikle kendine sorduğun soruları cevaplamakta. Hayatta kimi insan seni takdir eder kimi insan başına çorap örer. Kiminin farkındasındır kiminin değil. Kimine hüsnü zan edersin öyle gün olur o kişi seni kırar. Fakat onun yaptığını sen ona prensiplerinden ve karakterinden dolayı aynı şekilde karşılık vermek istemezsin yanlış anlaşılırsın dersin ki ben böyle yetişmedim bu bana yakışmaz fakat bir başkası senin sessiz kalmanı yadırgar o bir başkasına anlatmaya çalışırsın o bana kötülük yaptığında ben de ona kötülük yapsam aramızda ne fark kalır onunla? Fakat yine anlaşılmadığını bilirsin ve devam edersin kendi yolunda yürümeye. Bakalım bu böyle nereye kadar devam eder insanların birbirini anlamaya çalışmadığı; kavramların artık eski anlamlarını kaybedip başka kalıplara oturtulduğu; çağdaşlaşmanın batıya özenmek olduğu; bilimin, medeniyetin batıda olduğu düşünülen; insanların özlerinden uzaklaşıp özentiliğe doğru yol aldığı; düşüncelerin eski yalınlığını kaybettiği; doğru ve yanlışın ayırt edilmekte zorlanıldığı; birilerine sömürge olunduğu halde bunun farkında olunmayan, yapılan işe değil bilinen yabancı dile önem verilen, bir dünyada… Nerde bu Asım’ın nesli? Nereye gider bu böyle? Yıllarca akıtılan ve halen akıtılmakta olan kanlar içinde bulunduğumuz: duygudan, düşünceden, adaletten, insanlıktan, saygıdan, sevgiden, hoşgörüden uzaklaştığımız bir dünya için miydi???